BU AY DERGİDE
Özgür Formlar
Sanatla şekillenen çocukluk yıllarından başlayıp uluslararası deneyimlerle derinleşen yaratıcı yolculuğunda Işık Özgür, kendi özgün tasarım dilini inşa etmiş güçlü bir isim.
Sınırları zorlamayı seven yaklaşımı, sezgisel estetik anlayışı ve kültürel birikiminden beslenen vizyonuyla; modayı yalnızca bir giyim formu değil, karakteri yansıtan sanatsal bir ifade alanı olarak yorumluyor. Takılarından kıyafetlerine uzanan her tasarımında malzeme, hikaye ve zanaat estetik bir bütünlük içinde buluşuyor. Özgür’ün sanat objeleri, hafızalar ve ilham veren detaylarla çevrili yaratıcı evrenini keşfetmek için Harbiye’deki atölyesinde bir araya geldik.
Hikayenizi sizi tanımayan birine nasıl anlatırsınız?
Kreatif bir ailenin kızıyım. Çocukluk dönemlerim elimde fırça ve kalemlerle devamlı oyun oynayarak resim yaparak geçti. Sanat okudum, sergiler açtım, moda ile ilgili staj yaptım ve sonrasında bir Alman firmasından gelen davet üzerine Almanya’ya gittim. Dokuz yıl boyunca İtalya, Hong Kong, Bangkok, Kore’de çalıştım ve bir gün edindiğim tecrübelerle kendi firmamı kurmaya karar verdim. Hayal ettiğim, kendi tarzımı yansıtan bir başlangıç yapmış oldum.
Size neler ilham verir?
İlk ilham aldığım şey muhakkak ki çocukluğumdan itibaren annemin evde yaptığı dikişler, çıkarttığı şahane kalıplar, kumaşlarla haşır neşir olmam, siyah üzerine beyaz teyel atması diyebilirim. Kumaşlarına dokunarak, hissederek çalıştığını hiç unutmuyorum. Beni en çok etkileyen de annemin dikiş tekniğidir ve en önemlisi, kendisi dikiş dikerken sadece dikip bunu giyeceksin demedi hiçbir zaman. Ben ne giymek istiyorsam çizerdim, annem de gerçeğe dönüştürürdü. Hiçbir zaman simetriden hoşlanmadım. Asıl ilham ise 32 yaşında markamı Almanya’da kuracak kadar kendime güveniyor olmam diyebilirim. İtalya’dan aldığım kumaşlar ile küçük bir koleksiyon tasarladım. Amerika, İngiltere, İrlanda, Hollanda,
Belçika, İsviçre ve Almanya’da satışlar yaptım. Hindistan’a gittiğim zaman aklımı kaçırıyordum, nakış teknikleri, renkler ve dokuma teknikleri beni çok etkiledi. Bali’deki doğadan ve Japonların tekniğinden de etkilendim çoğu zaman. Her gittiğim yerin yerel takı ve kıyafetlerinden esinlenmemek mümkün değil. Hala İkat ipek kumaşlardan kimonolar tasarlıyorum.
Gelelim modaya, hangi formları beğeniyorsunuz?
Japonya’yı hem mimari hem moda alanındaki zanaatkarlıklarından dolayı çok beğenirim. Gerek insanların çalışma azmi, gerek yaşam tarzları, işlerine olan saygıları beni çok etkiliyor. Pürizm mimarileri, el sanatları, geleneklerine çok bağlı ve bilinçli yaşatan modernize eden bir toplum.
Tasarım estetiğiniz ilk günden bu yana nasıl gelişti?
Tasarım yaparken dünyanın haline göre şekillenebilir insan. Değişen iklim koşullarına göre kumaşlara yönelik yeni tavır almamıza sebep olabiliyor. Benim değişmeyen sürdürülebilir kumaş anlayışım her zaman gündemini korurdu. Bilinçli ve çizgimden sapmadan ve yeniliğe açık olarak, materyal ve ihtiyaca yönelik hareket etmek lazım. Trendlere göre bazen etkilenip formlarda değişiklikler yapıyorum.
Kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Stilimi anlatmak çok zor, tarzım aslında sofistike, zamansız, çok feminen olmayan, içimden gelen bir formlar buketi diyebilirim.
Atölyenizin dekorasyonunda nasıl bir atmosfer hakim?
Çalıştığım ortam bütün dünyadan topladığım sevdiğim küçük detaylar ile dolu. Her yerde heykeller, sanat eserleri, yaptığım takılar, Afrika’ya ait taşlar, kitaplarım yer alıyor. Kendi
içsel yolculuğumda bana eşlik etmesini önemsediğim aile fotoğraflarım. Sanatçı Tayfun Erdoğmuş siyah el yapımı kağıttan tasarlanmış eserini çok severim. Sevdiğim sanatçı dostlarıma ait eserlerin etrafımda olması kreatif yönden beni mutlu ediyor. Özetle atölyem, tüm bende iz bırakmış hatıralar ve hikayeler ile dekorasyonun parçası olmuş, biraz etnik biraz eklektik bir tarza sahip diyebilirim.
Sanat objelerinize bağlı olduğunuzu biliyoruz. Polonyalı sanatçı Gabriela Nasfeter tarafından size hediye edilen, kırmızı tablonun hikayesini anlatır mısınız?
Almanya’da yaşarken Gabriela Nasfeter ile sergisinde tanıştık. Resim beni etkileşmişti, satın almak istemiştim, kendisi satılık olmadığını söyleyip, resimde ne gördüğümü sormuştu. Resim üzerinde küçük harfler vardı. Ben de, ne hissettiğimi söyledim, yazıyı okudum ve bunun kendisine yazdığı bir mektup olduğunu söyledim ve o da kendisinin tam olarak ifade etmek istediği duyguyu yakaladığımı söyledi, ardından da resmi bana hediye etti, aramızda güzel bir arkadaşlık oluştu. Benim tasarımlarımdan başka kıyafet giymezdi. Kıyafetlerimden esinlenip müthiş bir seramik koleksiyonu yaptı. Bu koleksiyondan bir tanesi antredeki dresuarın üzerindedir. Kendisine bir manto yapmıştım, o mantodan
esinlenip içine şiirler yazdığı bir eserdir. Pek çok farklı alanlarda ödüller alan multidisipliner bir sanatçıdır. Kendisi Aya İrini’de özel bir enstalasyon sergiledi.
Her koleksiyonda yeniden yorumlamayı isteyeceğiniz bir parça var mı?
Hiçbir zaman vazgeçemediğim şahane beyaz gömleklerim, mantolar, etekler ve elbiselerim var. Nakış teknikleri ve özel kumaşları ara ara hala kullanıyorum. Bazı şeyler hiçbir zaman eskimiyor, ne modası geçiyor ne de stili.
En sevdiğiniz renkler neler?
Siyah ve beyaz. Siyahsız hiçbir şey düşünemiyorum. Bir formu bir kıyafeti en iyi gösteren renk siyahtır. Çünkü siyah kıyafeti giydiğiniz zaman insanın karakteri özellikle yüzünün görüntüsü bambaşka bir şekilde öne çıkıyor. Karakteriniz ön plana çıkıyor, kıyafet ikinci planda kalıyor.
HOME ART’IN SON SAYISINI SATIN ALIN
PODCAST: DEKORASYON DÜNYASI HAKKINDA GÜNCEL KALIN
Home Art'ın dekorasyon dünyası ve yaşama dair yenilikçi, ulaşılabilir, yol gösteren kullanışlı fikirler üzerine eğildiği podcast kanalı ile güncel kalın. Tasarımcılar, iç mimarlar ve kendi tarzına imza atmak, yaşadığı mekana renk katmak isteyen herkesi Home Art kanalımızda yer verdiğimiz alanında uzman konuklarımız ile bir araya getiriyoruz.
Rengarenk I Zeynep Karagöz: Renkli Eller, Rengarenk Ruhlar
YOUTUBE: İLHAM VEREN EVLERİ YAKINDAN KEŞFEDİN
Bir evi dergi sayfalarında görmekten daha da güzel ne olabilir? İlham verici evler, sahiplerinin ya da mimarlarının anlatımıyla Home Art youtube kanalında. İlk dekoratif parçanın alınma hikayesinden evin geçirdiği değişimlere kadar her şeyin anlatıldığı detaylı çekimlerle sıra dışı ev hikayeleri…
DAHA FAZLASINI İZLEYİN
Estetik ve Fonksiyonun Dengeli Birlikteliği
Mimar Dilara Kıran Sevim’in projelendirdiği Göktürk’teki iki dubleks dairenin birleşiminden oluşan yaşam alanı.